12 Temmuz 2012 Perşembe

Bana 'gel' istiyorum.

Gözümün içine yine öyle baksan, yatmaz mıyım sanki yanına, sokmaz mıyım yüzümü boynuna, sarılmaz mısın bana.
Ama ben, bana ‘gel’ de istiyorum. 
Çünkü bilirsin, kaybedenler böyledir. Onlar belki bir kere ama öyle büyük kaybetmişlerdir ki, ne kadar gelmek isteseler o kadar bağlanır dizleri; ne kadar çok severlerse, o kadar uzaklaşırlar, sen de yaşadın işte, iyi bilirsin.
Şimdi seni dünyalar kadar sevsem mutlu olmaz mısın? Dünyalar birkaç tanedir.
Uyandığında beni gördüğüne sevinmez misin? Sürahiyi doldursam hep, buzluğu her açtığında buz bulsan, başka da iş gelmez ya elinden, şu tencereyi bi karıştırsan.
Şimdi kalkıp seni her şeyden çok istesem, hiç yalan söyleyemesem, kavga etmesem, hoşuna gitmez mi, gece geç saatte yemek yesen de kalbin sorun çıkarsa, nane limon kaynatsam, içine iki kaşık bal koysam, sabaha kadar uyuyamasam, hiç ağlamasam, boş versene köpekler gibi ağlasam.
Sevmez misin beni?
Şimdi sana gelsem, elini uzatmaz mısın sanki bana, yine çocuklar gibi şımarmaz mısın?
Korkmaz mısın, lütfen, ‘biz’den biraz korkmaz mısın!
Sana geldiğimde kollarını açıyor olman bir şey ifade etmiyor.
Ben, bana ‘gel’ istiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder